<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gençlik arşivleri - Prof. Dr. Ramazan Ayvallı</title>
	<atom:link href="https://www.ramazanayvalli.com.tr/tag/genclik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ramazanayvalli.com.tr/tag/genclik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Mar 2019 10:07:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Okulların Tatil Olması Dolayısıyla Eğitim Ve Gençlik Üzerine Birkaç Söz</title>
		<link>https://www.ramazanayvalli.com.tr/okullarin-tatil-olmasi-dolayisiyla-egitim-ve-genclik-uzerine-birkac-soz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2005 09:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazete Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ramazanayvalli.net/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bildiğimiz gibi, 10 Haziran 2005 Cuma günü, güzel ülkemizin her yerindeki İlköğretim Okulları ile Liseler, yaz tatiline girdiler. Devlet ve</p>
<p><a href="https://www.ramazanayvalli.com.tr/okullarin-tatil-olmasi-dolayisiyla-egitim-ve-genclik-uzerine-birkac-soz/">Okulların Tatil Olması Dolayısıyla Eğitim Ve Gençlik Üzerine Birkaç Söz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ramazanayvalli.com.tr">Prof. Dr. Ramazan Ayvallı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bildiğimiz gibi, <strong>10 Haziran 2005</strong> <strong>Cuma günü, </strong>güzel
ülkemizin her yerindeki<strong> İlköğretim Okulları ile Liseler,</strong> <strong>yaz tatiline
girdiler.</strong> <strong>Devlet ve Vakıf Üniversiteleri</strong> de, kendi akademik
takvimlerine göre, muhtelif tarihlerde tatile girmiş bulunmaktadırlar. İşte biz
bu münâsebetle, bu makalemizde, bir nebze, “<strong>gençlik ve eğitim” </strong>üzerinde
durmak istiyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitim
kelimesinin, eski literatürümüzdeki adı <strong>“</strong><strong>Terbiye”</strong>dir. <strong>“Terbiye” </strong>ise:<strong> “</strong><strong>Kişiyi,
yavaş yavaş, rûhen ve bedenen yetiştirmek, olgunlaştırmak”</strong> şeklinde tarif edilmektedir. <strong>“Terbiye”</strong>nin
<strong>“edeblendirme, cezâlarını verme”</strong> şeklinde ikinci bir manâsı daha varsa
da bu anlam, bugünkü makalemizin konusu değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>EĞİTİMDE ANA-BABA VE
ÖĞRETMENİN ÖNEMİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Terbiyenin tarifinden sonra,
makalemizin hemen başında, Sevgili Peygamberimizin konuyla ilgili çok önemli
bir hadîs-i şerîfini zikretmek yerinde olacaktır: </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;</strong><strong>Bütün çocuklar, fıtrat üzere </strong>(ya’nî müslümanlığa uygun ve elverişli
olarak)<strong> dünyaya gelirler. Sonra bunları, anaları-babaları,&nbsp; yahûdî veya hıristiyân yâhûd mecûsî
yaparlar&#8221;</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada, müslümanlığın
yerleştirilmesinde en mühim işin, çocukların ve gençlerin iyi terbiye edilmesi
olduğunu görüyoruz. Yine bundan anlaşılıyor ki, bir çocuğa Yahûdîlik telkîn
edilirse, Yahûdî olabilir. Hıristiyanlık ta’lîm edilirse, Hıristiyan olabilir.
Mecûsîlik aşılanırsa, Mecûsî (ateşperest) olabilir. Ama İslâmiyet öğretilirse,
temiz fıtratı devâm eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dârul-Fünûn
müderrislerinden (İstanbul Üniversitesi eski profesörlerinden) Seyyid
Abdülhakîm Arvâsî (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evlât büyük nimettir.
Ni’metin kıymeti bilinmezse, elden gider. Bunun için pedagoji yani çocuk
terbiyesi, İslâm dîninde çok kıymetli bir ilimdir.<strong> O halde her müslümanın
birinci vazîfesi, evlâdına dînini, îmânını, Peygamberini ve kitâbını (Kur&#8217;ân-ı
Kerîm&#8217;i) öğretmektir.</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük âlim <strong>İmâm-ı
Gazâlî de bir noktaya dikkat çekmektedir:</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuğun terbiyesine çok
dikkat etmelidir. [Bilhâssa şu yaz aylarında,] onun kötü arkadaşlarla düşüp
kalkmasına mâni olmalıdır. Kötü arkadaş, çocuğun edeb ve terbiyesini bozar. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ARKADAŞLA İLGİLİ BAZI
ATASÖZLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bildiğimiz gibi,
arkadaşla ilgili çok güzel atasözlerimiz vardır:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Misçinin yanında duran
mis kokar; isçinin yanında duran is kokar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Arkadaşını söyle bana,
kim olduğunu söyliyeyim sana.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Her kuş kendi cinsiyle
uçar: Güvercin güvercinle; karga karga ile.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Üzüm üzüme baka baka
kararır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kıratın yanında duran, ya
huyundan ya suyundan alır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“Körle yatan şaşı kalkar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kötü arkadaş, zehirli
yılandan daha beterdir. Çünkü yılan sâdece canını alır; ama kötü arkadaş, hem
canını, hem de îmânını alır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edeb, te&#8217;dîb kelimelerinin
terbiye (eğitim) ve talîm (öğretim) kelimeleriyle çok yakın alâkası vardır.
Eğer bir insan, edebli bir insan haline getirilebilirse, eğitimde istenilen
maksada, arzû edilen hedefe kavuşulmuş demektir. Bu bakımdan, önemine binâen
burada birazcık edepten bahsetmek gerekir. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HEDEF &nbsp;&#8220;İNSÂN-I KÂMİL&#8221; &nbsp;YETİŞTİRMEK OLMALIDIR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada, altını çizerek
şunu ifade edelim ki:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dînimizde, târihimizde,
kültür ve medeniyetimizde eğitimden maksat &#8220;iyi insan&#8221;, orijinal
ismiyle söylemek gerekirse &#8220;insân-ı kâmil&#8221; meydâna getirmektir.</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada hemen, büyük İslâm
âlimi İmâm-ı Gazâlî&#8217;nin bir sözünü hâtırlıyoruz. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Buyuruyor ki: <strong>&#8220;İnsanlar üç gruptur: </strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Birinci grup, </strong><strong>gıdâ gibidir; herkese her zaman
lâzımdır. </strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İkinci</strong><strong> grup, devâ</strong><strong> </strong>(ilâç gibidir)<strong>; bazı insanlara bazen lâzım olur. </strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üçüncü</strong><strong> grup ise, illet</strong><strong> </strong>(maraz, derd, hastalık)<strong> gibidir; herkes ondan kaçar, ama o,
insanlara bulaşır.&#8221;</strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların, birinci
gruptan olmaları yani herkese lâzım olan gıdâ gibi olmaları esâstır. <strong>İşte,
bizim târih ve medeniyetimiz boyunca, eğitimimizin ana hedefi bu olmuştur.</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>PEYGAMBERLERİN GAYELERİ İYİ
İNSAN MEYDANA GETİRMEKTİR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten bütün insanlığa rehber
olmuş olan <strong>Peygamberlerin
târihini incelediğimizde</strong>
de, hepsinin gâyesinin <strong>yüksek
ahlâklı, iyi insanlar meydana getirmek</strong> olduğunu görüyoruz. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şunu da önemle ifâde
edelim ki,</strong> <strong>son
Peygamber</strong> <strong>olan sevgili Peygamberimiz, kendisini bir muallim (eğitimci)
olarak tanıtmış, eğitimcilik vasfını, gönderiliş sebepleri arasında zikretmiş,</strong>
<strong>hayatı boyunca bunu tatbik etmiş ve muvaffakiyeti târihen sâbit, başarısı dost-düşman
herkes tarafından kabul edilmiş bir eğitimcidir.</strong> <strong>Onun bu başarılarından
istifâde etmek lâzımdır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>O, 23 senede, 150 bin
mübârek insan, güzîde sahâbe meydâna getirmiştir. Onlar da, elli sene gibi çok
kısa zaman zarfında, gâyet mahdût imkânlarla, Endülüs&#8217;ten Çin&#8217;e kadar olan
geniş coğrafî bölgeleri fethedip oralara ilim, irfân, ahlâk, fazîlet,
medeniyet, adâlet, hakkâniyet, insanlık, insan hakları, nûr ve hidâyeti, tek
kelimeyle söylemek gerekirse, Allahü teâlânın mukaddes dîni İslâmiyyet’i götürmüşlerdir.</strong><strong> </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dost-düşman herkesçe
bilindiği gibi, Peygamberimizin ve O’nun izinden giden âlim ve velîlerin, nasıl
kâmil cemiyetler meydâna getirdikleri açıkca ortadadır. Burada Karahanlılar,
Gazneliler, Timuroğulları, Babürlüler, Selçuklular ve Osmanlıları misâl olarak
zikredebiliriz. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşte bütün bunlardan
anlaşılıyor ki, eğitimde işin esâsı, hem kendisine faydalı, hem de âilesine,
milletine, vatanına ve devletine faydalı unsurlar meydana getirmektir. İşte
millî eğitimimizdeki ana hedef de bu olmalıdır.</strong></p>
<p><a href="https://www.ramazanayvalli.com.tr/okullarin-tatil-olmasi-dolayisiyla-egitim-ve-genclik-uzerine-birkac-soz/">Okulların Tatil Olması Dolayısıyla Eğitim Ve Gençlik Üzerine Birkaç Söz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ramazanayvalli.com.tr">Prof. Dr. Ramazan Ayvallı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
